KPSS Eğitim BilimleriÖğrenme Psikolojisi

Bilişsel (Kognitif) Kuramlar – KPSS Ders Notu

Bu yazıda neler okuyacaksınız?

Öğrenme psikolojisi ders notlarının son kısmında Bilişsel (Kognitif) Kuramları ele alacağız. Bu kuramlar çerçevesinde, Gestalt Kuramı (Wertheimer, Kofka, Köhler, Lewin) ve Bilgiyi İşleme Kuramı’na (Gagne) değineceğiz.

BİLİŞSEL (KOGNİTİF) KURAMLAR

  1. Gestalt Kuramı (Wertheimer, Kofka, Köhler, Lewin)
  2. Bilgiyi İşleme Kuramı (Gagne)

Bilişsel Yaklaşımın Temel İlkeleri

  • Bilişsel öğrenme yaklaşımının temelinde Gestalt psikolojisi yatar.
  • Gestalt yaklaşımı, parçaların bir bütün içerisinde anlam kazandığını savunur.
  • İnsan gördüklerini bir bütün olarak algılar; bu bütün kendisini meydana getiren parçalardan farklıdır.
  • Bir uyarıcının birey tarafından algılanmasından sonra bireyde meydana getirdiği içsel süreçler ve bireysel farklar üzerinde yoğunlaşır.
  • Öğrenme davranışçılarda olduğu gibi uyarıcı – tepki bağına bağlı değildir.
  • Öğrenmede uyarıcı – organizma – tepki bağı vardır.
  • Uyarıcıları organizma anlamlandırır.
  • Davranışçılarda dışsal pekiştirme varken bunlarda içsel pekiştirme vardır.
  • Pekiştirme şart değildir.
  • Davranışçılar sadece gözlenen ölçülen şeylerin davranış olduğunu söylerler.
  • Bilişselcilere göre davranışların her zaman gözlenmesi şart değildir. Davranışçılarda dış gözlem vardır.
  • Bilişselcilerde içe bakış yöntemiyle biliş rahatlıkla gözlenebilir.
  • Öğrenci verilen bilgiyi daha önceki öğrendikleriyle ilişkilendirerek anlamlı ve kalıcı hale getirir.
  • Anlayarak ve kavrayarak öğrenme önemlidir.
  • Bilgi öğrenciye anlamlı bütünler halinde verilmelidir.
  • Zihinsel işlemler önemlidir.
  • Birey öğrenme sürecine aktif olarak katılmalıdır.

GESTALT PSİKOLOJİSİ

KOFFKA

ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI (PRAGNANZ YASALARI)

1. Phi Fenomen

  • Gerçekte hiç hareket etmediği halde uyarıcının hareket ediyormuş gibi algılanmasıdır.
  • İç içe dairelere bakıldığında dönüyormuş gibi algılanması.
  • Otobüste giderken yol kenarındaki direklerin de geriye doğru gidiyormuş gibi algılanmasıdır.

2. Şekil – Zemin Algısı (Figür Fon Algısı)

Şekil ( Figür ): Çevrede dikkati çeken objeler, uyarıcılardır. Algılama sırasında duyu organına ilk çarpan uyarıcıdır.

Zemin (Fon): Şekli çevreleyen ortam zemin olarak adlandırılır. Görülen şeklin arka planını oluşturan alandır.

  • Kulağımıza en çok gelen ses
  • Burnumuza en çok gelen koku
  • Bir öğrencinin okuduğu yazı şekil, yazının arkasındaki beyaz sayfa zemindir.
  • Yazı tahtası zemin, tahtadaki rakamlar şekli oluştururlar.
  • Karla kaplı alan zemin, bu alanda görünen tavşanlar şekildir.

3. Yakınlık Yasası

Zamanda Yakınlık: Müzikteki ritim algılaması, zaman içerisinde birbirine değişik yakınlıklarda bulunan vuruşlara dayanır.

Mekanda Yakınlık: Sosyo – coğrafyada yer verilen toplu köy ve dağınık köy anlayışı yakınlık yasasına göre tanımlanır.

Hece ve kelimelerin söylenişinde zamanda yakınlık; yazılışında mekânda yakınlık vardır.

Yetenek sizsiniz veya yeteneksizsiniz diye yazıldığında anlam değişir.

Anlamda Yakınlık: Siyah beyaz, Çam Kavak, A B C, 1 2 3 yakınlık yasasına göre tanımlanır.

4. Tamamlama Yasası

  • Organizmada tamamlanmamış, eksik etkinlikleri, şekilleri, sesleri tamamlayarak algılama eğilimi vardır.
  • Kesik çizgilerden oluşan bir şekli, kare veya üçgen olarak algılamak
  • Sadece burun, göz ve kulak figürlerinin bulunduğu tabloya bakan öğrencinin, bu resmi insan olarak algılaması.
  • Sağır duymaz uydurur.

5. Benzerlik Yasası

  • Organizma şekil, renk, doku, cinsiyet vb. pek çok özellik bakımından birbirine benzeyen uyarıcıları birlikte gruplayarak algılar.
  • Siyah beyazlılar – sarı kırmızılılar, kızlar – erkekler, sıralar – masalar, kız sesleri – erkek sesleri, sebze – meyve kokuları

6. Süreklilik (Devamlılık) Yasası

  • Aynı yönde giden uyarıcılar gruplanarak algılanır.
  • Vagonlar tren olarak algılanır.
  • Peş peşe giden arabalar konvoy olarak algılanır.

7. Basitlik İlkesi

  • Diğer öğelerin eşit olması halinde basit, düzenli biçimde organize edilen uyarıcıların, figürlerin daha kolay ve düzenli gruplanmasıdır.
  • Bir öğretmenin dersi anlatırken en basit dili kullanması.

ALGISAL KAVRAMLAR

1. Algıda Seçicilik (Dikkat)

  • Bireyin birçok uyarıcı içerisinden kendi ilgi, ihtiyaç ve beklentilerine uygun düşen uyarıcıyı seçip almasıdır.
  • KPSS hazırlık öğrencisinin televizyonda yayınlanan sınav iptal edildiği ifadesini hemen fark etmesi.
  • Yeni evlenecek birinin değişen altın fiyatlarını hemen fark etmesi

2. Algıda Bütünlük

  • Birbiriyle bağlantılı uyarıcıların bütün halinde algılanmasıdır.

3. Algıda Değişmezlik (Bilinen Değişmezlik)

  • Bir obje, bir canlı veya bir nesneyle ilgili çevresel uyarıcılar değişse bile onların değişmediğinin; yani değişik koşullarda aynı olduğunun bilinmesidir.
  • Şekil, renk ve büyüklük değişmezliği şeklinde olur.

ALGI YANILMALARI

1. İLLÜZYON (YANILSAMA – GÖZ ALDANMASI)

  • Bir uyarıcının olduğundan farklı biçimde algılanmasıdır.
  • İllüzyonda mutlaka gerçek bir uyarıcı vardır.

İki çeşit illüzyon vardır.

a) Fiziksel İllüzyon: Tüm insanlarda aynı şekilde görülür. Mutlaka bir uyarıcısı vardır.

  • Suya batırılan kaşığın veya çubuğun kırıkmış gibi görünmesi.
  • Tren raylarının ilerde birleşiyormuş gibi görünmesi.

b) Psikolojik İllüzyon: Her insanda aynı şekilde görülmez. Mutlaka bir uyarıcısı vardır.

  • Yılandan korkan birisinin bahçe hortumunu yılan sanması
  • Tam aydınlık olmayan bir ortamda, yerde duran bir çorabın fare olarak algılanması

2. HALÜSİNASYON (SANRI)

  • Tüm insanlarda aynı şekilde görülmez.
  • Kesinlikle bir uyarıcısı yoktur.
  • Anormal durumlarda görülür.
  • Çölde susuz kalan bir insanın serap görmesi bir halüsinasyondur.
  • Yüksek ateşli bir hastanın, yanında tanımadığı kişilerin bulunduğunu söylemesi
  • Aç tavuğun kendisini darı ambarında görmesi

KÖHLER – ANİ KAVRAYIŞ YOLUYLA ÖĞRENME

  • Sezgisel öğrenme, İç Görüsel gibi adlarla anılmaktadır.
  • Organizmanın hazır olduğunda bir olayı ve durumu aniden öğrenmesidir.
  • İçinde bulunulan durumun çeşitli yönlerinin ve özelliklerinin toptan görülüp, aralarında anlamlı bağın birden kurulmasıdır.
  • İç görüsel bir çözüm buluncaya kadar geçirdiği döneme “ön çözüm” dönemi denir.
  • Ha! Tamam buldum. Birden bire aniden gerçekleşen öğrenmedir.
  1. Köhler iç görü yoluyla problem çözme biçimini ortaya koymak üzere maymunlar üzerinde deneyler yapmıştır.
  2. Maymunlar, içerisinde ulaşamayacakları ve yukarıdan asılı muz bulunan kafese yerleştirilmiş; kafesin bir köşesine kutular, diğer köşesine de uç uca eklenebilen çubuklar konulmuştur.
  3. Maymunların, bir süre gezindikten sonra, çubukları birbirine ekleyerek ve kutuları üst üste koyarak muza ulaşmayı başardıkları gözlenmiştir.
  • Arşimet’in suyun kaldırma kuvvetini hamamda yıkanırken bulması.
  • Bir öğrencinin, verilen bir problemin çözümünü aniden bulması.
  • Bir mimarın, bir ev projesi için uzun bir süre düşündükten sonra, birden bire aklına gelen yeni bir modeli çizmeye başlaması.

Ani Kavrayış Yoluyla Öğrenmenin Temel Özellikleri

  • İç görüsel öğrenmede ön çözümden çözüme geçiş ani ve tamdır.
  • Performans pürüzsüz ve hatasızdır.
  • Çözümü uzun süre hatırlanır.
  • Kazanılan ilkeler, diğer problemlerin çözümünde kolaylıkla uygulanabilir.
  • İç görüsel öğrenmede fiziksel deneme – yanılmadan çok bilişsel – deneme yanılmalar vardır.
  • Problemin çözümü bilişsel olarak bulunduktan sonra, davranışsal olarak ifade edilir.
  • Hiçbir ön yaşantı olmaksızın da iç görüsel bir çözüme ulaşılabilir.
  • Kavrayış yoluyla problem çözme çoğunlukla insana özgü bir yol olmasına karşılık, diğer bazı canlı türlerinde de gözlenebilir.
  • Ezberlenmeden çok bu ilişki ve ilkelerin kavranmasını zorunlu kılar.

WERTHEİMER – ÜRETİCİ DÜŞÜNME

(Üretken problem çözme, Yaratıcı problem çözme)

İki tip öğrenme vardır.

A Tipi: Bir problem çözümünün, bireyin kendisi tarafından bulunmasıdır.

Bu yolla edinilen çözüm veya ilkeler, kolayca genellenebilir ve uzun süre hatırlanabilir.

B Tipi: Anlamaktan çok başkalarının bulduğu yolları, ilkeleri ezberlemeye dayanan öğrenme biçimidir.

Bu tür problem çözme hem katıdır hem de çok çabuk unutulur. Ancak sınırlı sayıdaki problemin çözümünde kullanılabilir.

LEWİN – YAŞAM ALANI 

  • Belli bir zamanda bireyin davranışlarını belirleyen tüm olguların toplamıdır.
  • Bir insanı etkileme yeteneği olan geçmiş, şimdi ve geleceğe ilişkin tüm olaylardan meydana gelir.
  • Bebeklik yıllarında yaşam alanları azdır.
  • Olgunlaştıkça yaşam alanları artar.
  • Yaşam alanlarındaki faktörler sürekli değişkenlik gösterir.
  • Buda insanları strese sokar.
  • Kişi ile çevre arasında sürekli bir denge vardır.
  • Denge zarar gördüğünde gerilim oluşur.
  • Bozulan denge sağlanmaya çalışılır.
  • Her ne zaman ihtiyaç hissedilirse bir gerilim hali yaşanır.
  • Organizma bozulan dengesini sağlamaya çalışır.
  • Görev verilen deneklerde gerilim oluşur.
  • Görev tamamlandığında gerilim dağılır.
  • Görev tamamlanmadığında gerilim sürüyorsa büyük bir ihtimalle görevin hatırlanmasından kaynaklanır.
  • Buna Zeigarnik Etkisi denir.

GAGNE – BİLGİYİ İŞLEME MODELİ

Bilgiyi işleme kuramı dört temel soruya cevap arar.

  1. Yeni bilgi dışarıdan nasıl alınır? Dikkat
  2. Alınan bilgi nasıl işlenir? Kodlama
  3. İşlenen bilgi nasıl saklanır? Depolama
  4. Saklanan bilgi ihtiyaç duyulduğunda nasıl geri getirilir? Hatırlama

Bilgiyi işleme kuramı, bilginin algılanması, işlenmesi, kodlanması ve gerekli olduğu zaman geri getirilerek kullanılması üzerine durur.

Bilgiyi işleme kuramı üç ana öge üzerine sınıflandırılabilir.

  1. Bilgi depoları: Duyusal bellek, Kısa süreli bellek, Uzun süreli bellek
  2. Bilişsel süreçler: dikkat, algılama, tekrar, kodlama ve geri getirme
  3. Yürütücü süreçler: Bunlara göre insan zihninin çalışması ile bilgisayarın çalışma prensipleri arasında benzerlikler vardır.
  • Duyusal kayıt: Klavye ve fare
  • Kısa süreli bellek: Ram
  • Uzun süreli bellek: Hard disk

İşlem Basamakları

  1. Çevreden gelen uyarıcılardan duyum eşiği arasında olanların duyu organları kanalıyla alınması.
  2. Alınan uyarıcılar duyusal kayda kısa bir süreliğine kaydedilir. 1-4 sn
  3. Dikkat ve algıda seçicilik yoluyla duyusal kayda gelen bilgilerden seçilenler kısa süreli belleğe aktarılır.
  4. Duyusal kayıttan kısa süreli belleğe aktarılamayan bilgiler bir daha geri getirilemeyecek şekilde unutulur.
  5. Kısa süreli belleğe gelen bilgiler sadeleştirilir, anlamlı hale getirilir.
  6. Bilginin bir müddet kısa süreli bellekte kalabilmesi için tekrarlar yapılır.
  7. Ya tepki üreticilere gönderilir performansa dönüştürülür, ya da ileride kullanılmak üzere uzun süreli belleğe gönderilir.
  8. Kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe gönderilmeyen bilgiler bir daha geri getirilemeyecek şekilde unutulur.
  9. Kısa süreli bellekte anlamlı kodlamalar yapılır. Kodlanan bilgi uzun süreli belleğe gönderilir.
  10. Kısa süreli bellekten gelen bilgi burada depolanır.
  11. Uzun süreli bellekteki bilgi ihtiyaç duyulduğunda kısa süreli belleğe tekrar getirilir (hatırlama).
  12. Kısa süreli belleğe getirilen bilgi tepki üreticiye gönderilir.
  13. Tepki üreticiden, tepki vericilere (kaslara) aktarılır.
  14. Kasların uyarılmasıyla davranışa dönüştürülür.
  15. Yürütücü kontrol tarafından tüm bu süreçlerin kontrol edilmesi ve düzenlenmesi.

NOT: Bu süreçte refleksler KSB’ e gönderilmeden tepki üreticilere gönderilir. Alışkanlıklar USB’den KSB’ye getirilmeden tepki üreticilere gönderilir. Otomatikleşme: Bilgilerin herhangi bir özel çaba harcamadan ve genellikle biz farkında olmadan KSB’den, USB’ye aktarılmasıdır. Anılar USB’ ye otomatik atılır.

BELLEK TÜRLERİ

a) Duyusal Kayıt (Anlık Bellek)

  • Çevremizde her an beş duyu organımızla alabileceğimiz çok sayıda uyarıcı vardır.
  • Duyusal kayıt bunların tamamını alabilecek kapasiteye sahiptir. Yani kapasitesi sınırsızdır.
  • Bu uyarıcılar duyusal kayıtta çok kısa bir süreliğine kalabilir.
  • Dış çevredeki bir uyarıcının duyusal kayda ulaşabilmesinin ilk ve temel şartı uyarıcının duyum eşiği arasında olmasıdır.
  • Duyusal kayıttaki bilgi uyarıcının tam bir kopyasıdır.
  • Duyusal kayıt kendinden sonraki süreçler için kritik bir öneme sahiptir. Olmasaydı bilgilerin sonraki süreçlerde örgütlenmesi mümkün olmazdı.
  • Duyusal kayıt bilinçli olarak çalışmaz. Bilgi burada anlamsızdır. Bilince ulaşması algıda seçicilik ve dikkatle mümkündür.
  • Duyusal kayıttan kısa süreli belleğe aktarılamayan bilgiler bir daha geri getirilemeyecek şekilde unutulur.

b) Kısa Süreli Bellek ( İşleyen – Çalışan Bellek )

  • Duyusal kayıttan dikkat ve seçici algı yoluyla aktarılan bilgiler kısa süreli bellekte 20 saniyeliğine depolanır.
  • İlgiyi sadeleştirir, anlamlı hale getirir, eklemeler düzenlemeler yapar.
  • Anlamlandırılan bilgiler duruma göre ya uzun süreli belleğe gönderilir ya da uzun süreli belleğe gerek kalmadan tepki üreticilere gönderilerek davranışa dönüştürülür.
  • Uzun süreli belleğe aktarılmayanlar geri gelmeyecek şekilde unutulur.
  • Kapasitesi ve süresi sınırlıdır. Sınırlılığını azaltmak için tekrarlar ve gruplama yapılır.
  • Öğrenme bu bellekte gerçekleşir.

Kısa Süreli Belleğin Görevleri

  • Sınırlı miktarda bilgiyi, geçici olarak depolamak;
  • Duyusal kayda gelen yeni bilgilerle, uzun süreli bellekte bulunan bilgileri karşılaştırıp eşleştirmek; örgütleme yapmak.
  • Duyusal kayda gelen bilgileri davranışa dönüştürmek veya uzun süreli belleğe kodlamak.
  • Duyusal kayıttan yeni alınan bilgilerin, sesli ya da sessiz tekrarını yapmak.
  • Uzun süreli bellekteki bilgilerden yararlanıp problem çözme gibi zihinsel işlemleri gerçekleştirmek.
  • Duyusal kayıttan gelen bilgileri kavramsal formlara dönüştürmek.

c) Uzun Süreli Bellek

  • Kısa süreli bellekten tekrar ve kodlamayla aktarılan bilgilerin sınırsız süreyle saklandığı bellektir.
  • Kapasitesi sınırsızdır.
  • 30 saniye geçtikten sonra hatırlanan her bilgi uzun süreli bellekten çağırılır.
  • Bilgi burada kullanıma hazır halde kodlanmış olarak bulunur.
  • Bilgi burada yok olmaz ama geri getirmede güçlükler olabilir.

Uzun Süreli Belleğin Alt Bölümleri

1. Epizodik (Anısal) Bellek

  • Tüm olayların kaydedildiği bellektir.
  • Duyuşsal alanla ilgilidir.
  • Nerede, ne zaman, kiminle ne yapmıştık.
  • Eşimizle ilk kez tanışmamız, ilk yemeğe çıkmamız, birlikte doğum günü kutlamamız, anısal bellekte yer alır.
  • Flaş Bellek ve Flaş Bek vardır.

2. Semantik (Anlamsal) Bellek

  • Bilişsel kesim burada yer alır.
  • Bireylerin dünya ile ilgili bilgilerini içerir.
  • Yani kavramlar, genellemeler, şemalar, problem çözme ve öğrenme stratejileri; uzmanlık bilgileri, okulda öğrendikleri, dil ve genel kültür bilgileri bu bellekte yer alır.

3. Prosedürel (İşlemsel) Bellek

  • Belli bir işin yapılması için gerekli olan işlem basamaklarının sırasıyla kodlandığı bellek türüdür.
  • Devinişsel alanla ilgilidir.
  • Araba kullanma, basketbol oynama, yüzme, türev alma gibi bilgiler işlemsel bellekte yer alır.
  • Kültürümüzde, kız istemeye giden heyetin, bu işlem için izlemeleri gereken basamaklar yine işlemsel bellekte yer almaktadır.

NOT

İfade edilebilir bellek: Anlamsal ve anısal bellektir.

İfade edilemeyen bellek: İşlemsel ve duygusal alandır.

Kontrol Süreçleri (Yürütücü Kontrol)

1. Dikkat

  • Dış dünyadan gelen bilgiler arasından seçim yapma işlemidir.
  • Bilginin duyusal kayıttan kısa süreli, belleğe aktarılmasıdır.

2. Tanıma (Algılama)

  • Bilgiyi kısa süreli bellekte anlamlandırma ve yorumlamadır.

3. Tekrar ve Gruplama

  • Bilgiyi kısa süreli bellekte saklamadır.
  • Kısa süreli bellekte bilginin tutulması için ezber, sesli ve sessiz tekrarlar yapılır.
  • Öğrenme malzemesi kavramsal basamaklar haline getirilerek bilgilerin karmaşıklığı giderilir, organize edilir.

4. Anlamlandırma (Kodlama)

  • Bilgiyi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe göndermedir.
  • Kısa süreli bellekten gelen bilgiler uzun süreli bellekte olan bilgilerle ilişkilendirilir.
  • Kodlama sürecini zenginleştirmek için dört temel etkinlikten faydalanılır.
  1. Etkinlik: Bireyin bilgiyi kendine has hale getirmesidir. Kişiselleştirmesidir.
  2. Örgütleme: Farklı kavramları benzer özelliklerine göre gruplamaktır.
  3. Eklemleme (Genişletme): Yeni bilgi ile eski bilgileri ilişkilendirmektir.
  4. Bellek Destekleyiciler: İlerleyen sayfalarda bahsedildi.

5.Hatırlama

  • Hatırlama, bireyin önceden elde ettiği bilgi ve yaşantıları, ihtiyaç duyduğu zaman uzun süreli bellekten çağırıp aktif hale getirmesidir.
  • Unutma: Unutma çeşitli yollarla elde edilip belleğe yerleştirilen bilgilerin, yine çeşitli nedenlerle geri getirilememesidir.

Geri Getirmeyi Zorlaştıran Etkenler

a) Bozulma

  • Ancak, şema ve bilgi birimleri uzun süre kullanılmazsa aradaki bağlar zayıflayarak unutkanlığa yol açar.

b) Karışma

  • Öğrenilen bir bilgi biriminden önce veya sonra öğrenilen benzer bilgiler, birbirleriyle karışarak, hatırlamayı zorlaştırır.

c) İleriye Ket Vurma

  • Eski öğrenilen bilgilerin yeni öğrenilmiş bilgileri unutturmasıdır.

d) Geriye Ket Vurma

  • Yeni öğrenilmiş bilgilerin eski öğrenilen bilgileri unutturmasına denir.

e) Bastırma

  • İstenmeyen bilgilerin bilinçten uzaklaştırılmasıdır.

f) Yanlış Yerleştirme

  • Bilginin yanlış şema içerisine yerleştirilmesidir.

BELLEK DESTEKLEYİCİLER

  • Örgütleme ve eklemleme çok güçlü kodlama(anlamlandırma) türleri olmakla birlikte, tüm bilgiler, örgütleme için elverişli olmayabilir.
  • Ayrıca bazı bilgiler de tamamıyla yeni ya da eskilerle tümden ilişkisiz olabilir.
  • Bu nedenle de eklemleme yoluyla kodlamak mümkün olmaz.
  • Bu durumda anlamlı kodlama yapmak için bellek destekleyici ipuçlarını kullanmak oldukça faydalıdır.
  • Bellek destekleyiciler, öğrenilecek bilgiyi daha anlamlı hale getirerek öğrenilenin hatırlanmasını kolaylaştırmaktadır.
  • Araştırmalar, bilgi ne kadar anlamlı olursa, bilginin kalıcılığı ve hatırlanmasının o derece kolay olduğunu göstermektedir
  • Bellek destekleyici stratejilere temel olarak iki grup altında toplamak mümkündür.
  • Bunlardan birincisi imajlar diğeri de sözel semboller kullanılarak yapılan kodlamalardır.
  • İmajların kullanıldığı bellek destekleyici stratejilerle bilgi zihinsel resimler içine yerleştirilerek ya da onlarla ilişkilendirilerek kodlandırılır.
  • Sözel stratejilerle ise yeni bilgi, eski öğrenilen sözel yapılarla anlamlı bağlar oluşturularak kodlandırılır.

İmajlar: Fotoğrafik belleğe sahip olan bir kişi imajları kullanarak bilgiyi kodlamaktadır. Anlamsız hece listesine uygun olarak, zihninde bir resim çizmektir. Aşağıda imajların kullanıldığı dört tür bellek destekleyici yöntem açıklanmıştır. Bunlar;

a) Yerleşim (Loci) yöntemi

b) Zincirleme yöntemi

c) Askı Sözcük (Pegword) yöntemi

d) Anahtar Sözcük (Keyword) yöntemidir

a- Yerleşim (Loci) Yöntemi

  • Yerleşim yöntemi, belli bir bilgiyi doğru sırayla hatırlamaya yardım eder.
  • Yerleşim yönteminde çok iyi bilinen bir çevrede bulunan öğelerle, hatırlanmak istenen listedeki öğeler sırasıyla eşleştirilerek imajlar oluşturulur.
  • Bir odanın içindeki eşyaları ve onlarla ilişkilendirdikleri fikirleri sırasıyla, tam olarak öğrendikten sonra, hatip konuşma sırasında odanın içinde gezinir gibi eşyaları gözünün önüne getirir ve eşyaların sırasına göre ilişkilendirdiği fikirleri doğru sırasıyla hatırlayıp açıklayabilirdi.
  • Öğrencilerden Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlarının sırasıyla öğrenmeleri beklenmektedir.
  • Bu durumda öğrenci evden okula gittiği temel noktalara cumhurbaşkanlarını sırasıyla yerleştirebilir.
  • Hatırlaması gerektiğinde ise evden okula gitme güzergahını gözünün önüne getirerek, birinci noktadan başlayıp her noktaya yerleştirdiği cumhurbaşkanı adını sırasıyla söyleyebilir.
  • Bunun gibi pek çok bilgiyi çok iyi bildiği fiziksel çevrede bulunan öğelere yerleştirip bir zihinsel haritaya oluşturarak sırasıyla hatırlayabilir.

b) Zincirleme Yöntemi

  • Bu yöntemde hatırlanması gereken birinci öğe ikinci öğe ile ikinci öğe üçüncü öğeyle üçüncü öğe dördüncü öğe ile ilişkilendirilecek şekilde öykü haline getirilir.
  • Öykünün birinci cümlesi birinci öğeyi hatırlatırken, ondan sonra gelen ikinci öğe için ipucu olur.
  • İkinci öğe üçüncü için ipucudur ve zincirleme bu şekilde devam ederek bütün öğelerin hatırlanması sağlanır.
  • Örneğin; ortaokul fen bilgisi dersinde “elektrik enerjisi” konusunda “iletkenlerin” neler olduğunun öğrenildiği bir durumda şöyle bir öykü oluşturulabilir.
  • İnsan yalın ayak toprağa bastığında vücudundaki elektrik toprağa geçer.
  • Toprağa asit, baz, tuz çözeltileri döküldüğünde köpükler çıkarak kabarır.
  • Toprakta köpükler çıkartan bu çözeltilere metaller batırıldığında kimini karatır, kimini deler, kimini de parlatır.
  • Bu durumda da görüldüğü gibi iletken olan insan, toprak, asit, baz, tuz çözeltileri ve metallere ilişkin her bir görsel ipucu bir diğeri için ipucu oluşturmalıdır.
  • Diğer bir örnekte katılarda basıncın kuvvet arttıkça arttığı, alan arttıkça azaldığını öğrenmek için şöyle bir zincirleme imaj oluşturulabilir.
  • Örnek imaj: Uçağın içinde dar bir alanda üstümde kuvvetli bir basınç hissettim. Hızla uçaktan dışarı fırladım. Dışarıda, büyükçe bir alanda üstümdeki basınç azaldı, rahatladım.

c) Askı Sözcük (Pegword) Yöntemi

  • İmaj oluşturarak bir listedeki öğeleri sırasıyla hatırlamada kullanılan diğer bir bellek destekleme yöntemi de askı-sözcük yöntemidir.
  • Bu yöntemde, 1’den 10’a kadar her bir sayı için söylenişine uygun bir askı sözcük bulunur.
  • Bu askı sözcüklerin zihinsel resimlerinin oluşturulması kolay olmalıdır.
  • Diğer bir deyişle askı-sözcükleri somut sözcükler arasından seçmeye özen gösterilmelidir.

d) Anahtar Sözcük (Keyword) Yöntemi

  • Anahtar sözcük yöntemi de imajların kullanıldığı iki yönteme benzemekle birlikte, bu yöntem bilgiyi doğru sırayla hatırlamak için kullanılmaz; özellikle yabancı dildeki sözcükleri öğrenmek için kullanılmakla birlikte çok çeşitli konu alanlarının kavram ve olgularının öğrenilmesinde de kullanılabilir.
  • Örneğin; ülkelerde başkentlerinin, söyleyişleri birbirlerine yakın fakat anlamları farklı kavramların öğrenilmesinde bu yöntem kullanılabilir. Yabancı dil öğretiminde yapılmıştır.

Baş Harflerle Düzenleme Stratejileri

  • Harf yerleştirme stratejileri genel olarak iki grupta toplanabilir.
  • Bunlardan biri; sözcüklerin baş harflerinin birleştirilmesiyle oluşan kısaltmalardır (akronim).
  • İkincisi ise yine sözcüklerin baş harfleriyle anlamlı cümleler oluşturmaktır (akrostiş).

Kafiye Oluşturma Stratejisi

  • Kafiye oluşturma stratejisi de bellek desteklemede kullanılan eski bir yoldur.

Bilgi Türleri

1. Açıklayıcı – Dekleratif Bilgi

  • Bir şeyin ne olduğunu bilmektir.
  • Okulda öğrendiğimiz teorik bilgiler bu kapsamdadır.
  • Freud’un kişilik gelişim dönemlerini bilmek
  • Çevre kirliliğinin nedenlerini bilmek
  • Tarihi olayları bilmek

2. İşlemsel – Prosedürel – Bildirisel Bilgi

  • Bir şeyin nasıl yapılacağı ile ilgili bilgilerdir.
  • Beceri gerektiren her türlü etkinlikler işlemsel bilgidir.
  • Ayakkabı bağcıklarının nasıl bağlanacağının bilgisi
  • Yemeğin nasıl yapılacağının bilgisi
  • Bir tamir işinin nasıl yapılacağının bilgisi
  • Bir dersin işleniş sırasının bilgisi

3. Üst Biliş – Metabiliş Bilgi

  • Bireyin bilgiyi nasıl edindiği ile ilgili süreç üst biliş bilgisidir.
  • Bireyin nasıl öğrendiğinin farkında olmasıdır.
  • Kavram haritaları çıkararak ders çalışma
  • Önemli noktaların altını çizerek öğrenme
  • Bireyin kendine göre şemalar oluşturarak öğrenmesi

Öğrenme psikolojisinin son ders notu da bitmiştir. Hayırlı uğurlu olsun :).

Hüseyin Faruk YILDIRIM

Fen ve teknoloji dışında, sinema, fantastik edebiyat ve tarih sevdalısı, sıkı bir Yüzüklerin Efendisi hayranı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu