Şu anda bu web sayfasının AMP versiyonunu görüntülemektesiniz.
1923-1939 Arası Dış Politika – KPSS Ders Notu | Hüseyin Faruk YILDIRIM

1923-1939 Arası Dış Politika – KPSS Ders Notu

İnkılap Tarihi KPSS ders notlarının son bölümde 1923-1939 Yılları Arası Dış Politika konusu ile İnkılap tarihi notlarımızı bitiriyoruz. Konumuzu 1923-1930 Yılları arası ve 1930-1939 Yılları arası dış politikalar olmak üzere iki kısımda inceleyeceğiz.

1923-1939 YILLARI ARASI TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI

1923-1930 Yılları Arası Türkiye’nin Dış Politikası

Irak Sınırı ve Musul Sorunun Çözümü (5 Haziran 1926)

Not: İngiltere, adı geçen bu uluslar arası örgütlerde etkin olduğundan, Türkiye’nin lehine karar çıkmasını engellemiştir.

Sonuçta Türkiye ve İngiltere arasında Ankara Antlaşması (5 Haziran 1926) imzalanmıştır. Buna göre;

Not: Türkiye bu % 10’luk hisseyi 1930 yılına kadar 4 yıl süre ile aldı. 1930’da dünyada etkili olan ekonomik bunalım nedeniyle, geri kalan 21 yıllık hissesini 500.000 İngiliz Sterlini karşılığında İngiltere’ye bırakmıştır.

Not: Musul – Kerkük Türklerinin kültürel hakları saklı tutulmuş; Hakkâri sınırlarımıza dâhil edilerek bugünkü Irak sınırımız çizilmiştir.

Not: Irak sınırı (Musul Sorunu), Misak-ı Milli’ye aykırı olarak çözümlenmiştir.

Yabancı Okullar Sorunu (1926)

Türkiye Cumhuriyeti, Lozan’ın bu kararını dikkate alarak 1926 yılında Maarif Teşkilatı Kanunu’nu çıkararak yabancı okullarla ilgili şu esasları belirlemiştir;

Not: Türkiye’de en fazla Fransızlara ait okul olduğundan sorun genelde Fransa ile Türkiye arasında yoğunlaştı.

Not: Yeni Türk Devleti’nin Lozan’dan sonra dış politikadaki ilk siyasi başarısını yabancı okullar konusundan taviz vermeyerek elde etmiştir.

Nüfus Mübadelesi (Değiş-Tokuş) Sorunu (Etabli Anlaşmazlığı) (1926-1930)

Not: Yunanistan’ın bu konudaki amacı; Büyük Yunanistan (Megali İdea) idealine kavuşmak için İstanbul’da çok sayıda Rum’u bulundurmaktı.

Not: Türkiye Lozan’da, 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan önce İstanbul Belediye sınırları içinde yerleşmiş olan Rumların, değişimin dışında tutulmasını kabul etmişti.  Ancak, Yunanistan daha sonra (1924’te) 30 Ekim 1918’den sonra İstanbul’da bulunan her Rum’un yerleşmiş sayılmasını istedi.

Not: 1930’da Yunanistan Başbakanı Venizelos’un Türkiye’yi ziyaret etmesi ve hemen ardından Başbakan İsmet İnönü’nün Atina ziyareti iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesini sağlamıştır.

Not: Yunanistan ile 1930’dan sonra başlayan iyi ilişkiler 1934’te Balkan Antantı’nın kurulmasında etkili olmuştur. Yunanistan ile Türkiye arasındaki iyi ilişkiler 1954’te çıkan Kıbrıs Sorunu ile yeniden bozulmuştur.

Fransa İle Borçlar Sorunu

Not: Osmanlı borçları nedeniyle Türkiye’yi en fazla Fransa uğraştırmıştır.

Not: Bu dönemde Türk – Fransız ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen bir başka konu da Bozkurt adlı Türk gemisiyle, Lotus adlı bir Fransız gemisinin 1926’da Midilli adası yakınlarında çarpışmasıyla ortaya çıkan durum üzerine başlayan Bozkurt – Lotus Davası’dır. Bu davanın 1927’de Milletlerarası Adalet Divanı’nda Türkiye lehinde çözümlenmesi ile Türkiye – Fransız ilişkilerinde yaşanan gerginlik son bulmuştur.

Not: Fransa ile yaşadığımız bir başka sorun da Fransız şirketi tarafından yapılan Adana – Mersin yolunun Yeni Türk Devleti tarafından millileştirilmesi olmuştur. Fransa buna itiraz etmiş ve konu 1929’da Yeni Türk Devleti lehine çözülmüştür.

Not: Fransa ile ilişkilerimiz Hatay Sorunu nedeniyle geç düzelmiştir.

1930-1939 Yılları Arası Türkiye’nin Dış Politikası

Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam’a) Girişi (18 Temmuz 1932)

Not: Türkiye, 1936’da Boğazlar ve 1939’da Hatay Sorunları’nın çözümünde bu politikalarının olumlu sonuçlarını almıştır. Milletler Cemiyeti, bir süre sonra kuruluş amaçlarından iyice uzaklaşınca II. Dünya Savaşı sonrasında kapatılmıştır (savaş sonrası Birleşmiş Milletler adıyla tekrar kurulmuştur.).

Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

Not: İtalya, Balkanları ve Doğu Akdeniz’i yayılma alanı seçmiş, Asya ve Afrika’da yayılma emellerini açıklamıştı. Ayrıca, Almanya’nın da Doğu Avrupa’da kaybettiği toprakları geri almaya ve Ortadoğu’da etkinlik kurmaya yönelik amaçları vardı.

Not: Türkiye ile Yunanistan arasında 1930’dan itibaren başlayan dostluk ve yakınlaşma Balkan Antantı’nın kurulmasında temel etkendir.

Önemi; Türkiye bu pakt ile II. Dünya Savaşı öncesinde batı sınırlarını güvence altına almıştır.

Not: Bulgaristan, yayılmacı bir siyaset taraftarı olduğundan (Makedonya konusunda Yunanistan ve Yugoslavya ile sorun yaşadığından, Ege Denizi’ne inmek ve Romanya’dan Dobruca’yı almak istediğinden); Arnavutluk da İtalya’nın etkisi altında bulunduğundan Antant’a katılmamıştır.

Not: Almanya ve İtalya’nın etkisiyle Yugoslavya, pakt dışında kalan Bulgaristan ile 24 Ocak 1937’de bir iş birliği antlaşması imzaladı. Bu durum ise Balkan Antantı’nı yaralamıştır.

Not: 1939’da II. Dünya Savaşı’nın çıkması ile birlikte bu pakt geçerliliğini yitirmiştir.

Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)

Bu sözleşmeye göre;

Önemi;

Not: Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde sonra Türkiye, Sovyet Rusya’dan uzaklaşırken (ilk defa) İngiltere’ye yaklaşmaya başlamıştır.

Sadabat Paktı (9 Temmuz 1937)

Not: Suriye, Türkiye ve Irak ile olan sınır sorunları nedeniyle pakta katılmamıştır.

Not: İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye ziyareti ile başlayan Türk – İran Dostluğu Sadabat Paktı’nın kurulmasında etkili olmuştur.

Pakt’ın amacı, Almanya ve İtalya’nın yayılmacı tutumları karşısında, Ortadoğu’da barışı sürdürmek, karşılıklı olarak sınırları güvenlik altına almak ve dünya barışına katkıda bulunmaktır.

Pakt’a göre taraflar;

Önemi; Sadabat Paktı ile Türkiye yaklaşan II. Dünya Savaşı öncesinde batı sınırlarından sonra doğu sınırlarını da güvence altına almış oldu.

Not: Pakt’ın merkezi 1955’te Irak’a taşınarak “Bağdat Paktı” olarak adı değişti. 1958’de Irak, Pakt’tan ayrılınca, Pakt’ın merkezi Ankara’ya nakledilerek adı “Cento” olarak değiştirildi. Cento’ya daha sonra İngiltere ve ABD’de üye olmuştur.

Not: Balkan Antantı ve Sadabat Paktı, II. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla önemlerini kaybetmişlerdir.

Not: 1979’da İran – Irak Savaşı’nın çıkmasıyla pakt tamamen sona ermiştir.

Hatay’ın Anavatan’a Katılması (30 Haziran 1939)

Not: Türkiye’nin bu isteği doğrultusunda Avrupalı Devletlerce oluşturulan rapor; İsveç temsilcisi General Sandler Raporu’dur.

Not: Hatay sorununda İngiltere Ortadoğu’daki çıkarları nedeniyle Türkiye’yi desteklemiştir.

Teklif kabul edilerek Milletler Cemiyeti’nin aracılığı ile Türkiye ve Fransa arasında görüşmeler başladı. Sonuçta Milletler Cemiyeti’nin gözetimi altında yapılan seçim sonucunda 2 Eylül 1938’de Hatay Bağımsız Devleti kuruldu. Not: Hatay devlet başkanlığına “Tayfur Sökmen”, meclis başkanlığına “Abdulgani Türkmen”, hükümet başkanlığına “Abdurrahman Melek” seçilmiştir. Hatay Devleti’nin bağımsızlığı yaklaşık on ay sürdü. Hatay Cumhuriyet Meclisi’nin 30 Haziran 1939’da Anavatan’a katılma kararı alması üzerine, Antakya ve İskenderun dâhil Hatay ili Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dâhil oldu (7 Temmuz 1939’da Hatay ili kuruldu).

Not: Suriye sınırımız bugünkü şeklini aldı ve böylece Hatay sorunu da Misak-ı Milli’ye uygun olarak çözümlenmiş oldu.

Not: Hatay’ın Türkiye’ye katılmasında en önemli etken bu ilin çoğunluğunu Türk nüfusun oluşturmasıdır.

Not: Fransa, II. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle Hatay’ın Türkiye’ye katılması olayına fazla direnememiş ve kabul etmek zorunda kalmıştır.

Exit mobile version